Sarılık nedir?

Deri ve mukozaların (ağız içi, dil, göz akı), bazı vücut sıvılarının (idrar gibi) safra boyalarıyla çeşitli sebeplerden dolayı sarı renge boyanması halisarılık

Sarılığın gözle görülür hale gelebilmesi için, kandaki bilirübin’in % 2 mg’ın üstüne çıkması gerekmektedir. Bilirübin (safra boyası) elastik dokuya kolay yapışır. Bundan dolayı elastik, dokuca zengin olan deri, göz akı ve damarlarda sarılık kolayca fark edilir.

Sarılık, gece elektrik ışığında iyi fark edilemez. Fazla havuç, mısır yiyenlerde, bazı şeker hastalarındaki sarımsı renk, ilk bakışta sarılığı hatırlatabilir. Bunlardaki sarı-turuncu renk özellikle avuç içlerinde, tabanlarda, kulak arkalarında yerleşmiştir; göz akında görülmez.

Kandaki kırmızı hücrelerin (alyuvar) parçalanması neticesinde açığa çıkan hemoglobin’den protein ve demir ayrılır, arta kalan kısım, çeşitli safhalar geçirdikten sonra bilirübin’i teşkil eder. Bilirübinin en büyük kısmı retiküloendotelyal sistem hücrelerinden zengin olan karaciğer ve dalakta yapılır. Günde ortalama olarak 6 gr hemoglobinin yakıldığı ve her gram hemoglobinden 40 mg’a yakın bilirübinin meydana geldiği tespit edilmiştir. Kanda normal olarak (100 cc kanda) 0,15 ila 0,80 mg arasında bilirübin bulunur. Bilirübin karaciğer hücrelerince kandan alınır, işlenir, suda eriyebilen direkt bilirübin haline çevrilir ve safra ile ince barsağa atılır. Barsağa atılan bu bilirübinin parçalanmasıyla sterkobinogen, mesobilifuscin ve urobilinogen ismi verilen renkli maddeler meydana gelir. Urobilinogen, tekrar emilip, idrarla atılarak idrara rengini verir.

Sarılıkları, bilirübin metabolizmasındaki olayların gelişme zicirine uyarak şu şekilde sınıflandırmak mümkündür:

1. İndirekt (bileşik olmayan) bilirübin artışına bağlı sarılıklar:

a) İndirekt bilirübinin fazla teşekkülü: Kırmızı hücrelerin çeşitli sebeblerle fazla yıkılması, kırmızı küreler haricindeki kaynaklardan fazla bilirübin açığa çıkması, buna yol açar. b) Karaciğer hücrelerinin bilirübin tutmasında bozukluk (Gilbert sendromu).

c) Bilirübinin işlenmesindeki bozukluklar (enzim noksanlığı, Crigler-Najjar sendromu, bazı yeni doğum sarılıkları).

2. Direkt (işlenmiş, suda eriyen bileşik) bilirübin artışına bağlı sarılıklar: a) Safra kanalcıklarına atılma bozukluğu (Dubin-Johnson sendromu).

b) İşlenmiş bilirübinin karaciğer sinusoidlerine (kanalcıklarına) rengürjitasyonu (geri gelmesi): viral (virüslere bağlı) veya toksik (ilaçlara veya alkole bağlı) hepatitler, pastnekrotik siroz.

c) Kolestazis (safra atılımındaki bozukluklar): Safra kanallarında karaciğer içi tıkanmalar (gebelik sarılığı, ilaç sarılığı gibi), karaciğer dışı tıkanmalar (taş ve ur tıkanmalarına bağlı sarılıklar).

Sarılıklar: Hemolitik (karaciğer öncesi), hepatosellüler (karaciğer içi) ve obstriktif (karaciğer sonrası veya tıkanma sarılığı) olarak da üçe ayrılabilir. Viral hepatitler, bu tasnifte karaciğer içi sarılıklar grubuna sokulabilir.

Hemolitik sarılıklar: Karaciğerde bir bozukluk olmadığı halde, kan boyalarının değişmesi demektir. Aşırı derecede alyuvar harabiyeti (hemoliz) neticesi fazlaca hemoglobin açığa çıkması ve fazlaca bilirübin teşkili söz konusudur. Hafif hemolizler, karaciğerin aşırı bir faaliyetiyle kısmen tolere edilebilir.

Ancak, karaciğerin bilirübini işleme ve safra yollarına atma kapasitesi sınırlıdır. Bu sebeple şiddetli hemolizlerde kandaki bilirübin seviyesi yükselir. Yükselen bilirübinin büyük çoğunluğu işlenmemiş indirekt bilirübindir. İdrarda bilirübin yoktur. Safra ile çıkan bilirübinin artması neticesi safra kesesinde bilirübin taşları meydana gelebilir; büyük abdestteki ve idrardaki boyar maddelerin artışına bağlı olarak büyük abdestin ve idrarın rengi koyulaşır.

Hemolitik hadiselerde sarılıktan başka anemi, yani kansızlık da sözkonusudur. Karaciğer normal büyüklüktedir, müzmin vak’alarda dalak büyüklüğü görülebilir. Ağır hemolitik durumlarda karaciğerde yağlanma ve yer yer doku ölümleri bulunabilir. Hastalar anemi (kansızlık) dolayısıyla soluk ve limon sarısı renginde görünürler. Hemolitik kriz dönemlerinde ise şiddetli karın ağrıları, ateş ve genel durum bozukluğu ile birlikte kansızlık derinleşir. Kaşıntı yoktur. Bazı durumlarda bacaklarda ülserasyonlara (yaralara) rastlanabilir.

Hemolitik sarılık sebeplerini şöylece sıralamak mümkündür: Kırmızı hücrelerin bizzat kendi yapılarıyla ilgili sebepler (irsi seferositoz, irsi ovalositoz, orak hücreli anemi, Akdeniz anemisi gibi) ve sonradan olma dış tesirlere bağlı) durumlar (yanıklar, röntgen şuaları, çeşitli kimyevi bileşikler, bazı enfeksiyon hastalıkları, bitki ve hayvani zehirler, bağışıklık sistemiyle ilgili sebepler, lösemiler, karaciğer hastalıkları, bazı kanser türleri vb.)

Hemolitik sarılıkların tedavisinde esas, hemolize yol açan sebeplerin tespit edilip, ortadan kaldırılmasıdır. Hastalar, kolesterini bol maddeler yemelidir. (Beyin, karaciğer, yumurta sarısı, süt). Yemeklerde su yerine normal miktarda süt içmelidir. Sıcak su banyosu iyidir. Açık hava, istirahat ve çilekli şuruplar, karaciğer hülasası verilir.

Hepatosellüler (karaciğer içi) sarılıklar içinde en mühimi ve sarılığa yol açan bütün sebepler içinde en çok görüleni virüslerle meydana gelen hepatitler’dir (vahim sarılık). (Bkz. Hepatitler)

Tıkanma sarılığı (obstriktif sarılık): Tıkanma sarılıklarının en çok görülen sebebi, safra yollarındaki safra taşlarıdır. Bu taşların safra akımını engellemesi neticesinde işlenmiş bilirübin barsağa akamaz. Kanda işlenmiş bilirübin miktarı artar ve bu artan bilirübin idrara da geçerek idrarı koyulaştırır. Safra barsağa akamadığı için, dışkının rengi, camcı macununu andırır tarzda açık renklidir. Karaciğerde bir bozukluk yoktur, fakat uzun süre devam eden durumlarda karaciğerde de harabiyet başlar ve durum daha da ilerler ve siroz gelişebilir. Taşlı vak’alardaki sarılık, taşın oynamasıyla birlikte azalıp artabilir. Taşın hareketiyle birlikte kolik tarzında kıvrandırıcı ağrılar da görülür. Taş, safra yollarını iltihaplandırırsa titremeyle yükselen ateş, tabloya iştirak eder. Tıkanma sarılıklarında, diğer sarılıklardan farklı olarak kandaki alkalen fosfataz denen enzimin miktarı oldukça artar.

Tıkanma sarılığının diğer sarılıklardan mutlaka ayırt edilmesi, tedavi açısından oldukça mühimdir. Bazı parazitler, pankreas başında yerleşen kanserler de tıkanma sarılığına yol açabilir. Tedavi sebebe yönelik olmalıdır. Mesela mevcut taşlar, cerrahi olarak alınmalıdır.

Safra kesesi kuvvetsizse safra söktürücü maddeler verilir. Taze tereyağı, kaymak, yumurta sarısı, zeytinyağı verilir. Yağlı, tavada kızartma, baharat, alkollü içkiler, kahve, çay verilmez. Tavada kızartmalar çok zararlıdır.

Spazm sebebiyle olan sarılıkta, safra söktürücüler verilmez. Süt, kaymak, tereyağı, içyağı, zeytinyağı, yumurta, fırında pişmeler, yağlı balık, pastalar, ceviz, fındık, badem gibi yağlı meyveler, çiğ portakal ve şeftali verilmez. Antispazmodik ilaç verilir.

Et ve yağ az yenir. Sebze suyu, sebze püresi ve yeşil sebze yenir.

Sözlükte "sarılık" ne demek?

1. Sarı olma durumu.
2. Sarı renk.
3. Safradaki boya maddesinin kana karışması sonucu, gözaklarının ve cildin sararmasına yol açan hastalık.

Sarılık kelimesinin ingilizcesi

n. jaundice, icterus, yellowness, yellow

--Reklam--